Köşe Yazıları
Uzmanlarımızdan ve yazarlarımızdan görüşler.
Cebimizdeki Batakhane ve Dünyanın 14. Büyük Ekonomisi
Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) yaptığı çarpıcı bir analize göre, sanal bahis bir ülke olsaydı dünyanın en büyük 14. ekonomisi olacaktı.
Maça Kalkıyorsan, Hayata da Kalkabilirsin
Türkiye'nin sabah saatlerine denk gelen Dünya Kupası maçları, milyonlarca genci ekran başına çağırırken; erken kalkma alışkanlığı, bağımlılıkla mücadele ve sabah namazı için de eşsiz bir fırsat sunuyor.
Cesur Ol, İz Bırak: Bağımlılıkla Mücadele Başkanlığı Kurulmalı
Sınırlarımızı korurken evlerimizin içini bomboş bırakmak istemiyorsak, birilerinin artık elini taşın altına koyması, cesur olması ve bu Bağımlılıkla Mücadele Başkanlığı'nı hayata geçirmesi lazım. Yoksa yarın çok geç olacak. Bilmem anlatabiliyor muyum?
Rakamlar Bize “Uyanın!” Diye Bağırıyor
Ya bu ALARM sirenini duyacağız… Ya da bu rakamlar bir gün sadece geçmişi anlatacak. Eğer bu uyarıyı sadece izlersek, yarın konuşacak çok az şey kalabilir.
Google bize “NASIL”ı söyler. Ama “NİÇİN”i söylemez
Google size "Nasıl" yaşayacağınızı söyleyebilir, ama "Niçin" yaşadığınızı ancak kalbinize sorarak bulabilirsiniz. Teknolojinin "kullanıcısı" olun ama "kölesi" olmayın.
Söz Yoruldu, Sıra Lisan-ı Hâlle Şifada!
Türkiye’de bağımlı bireylerin büyük bir çoğunluğu, maalesef aile içindeki iletişim kazaları ve duygusal boşluklar sonrası bu yola sürükleniyor. Siz bağırdıkça beyindeki savunma mekanizması devreye giriyor; O genç; cep telefonuna, tablete, bilgisayar oyunlarına ve maddeye daha çok sığınıyor. Yüksek perdeden verilen her ders, sadece aşılmaz duvarlar örüyor. Sırlı Bir Formül: Lisan-ı Hâl
Ey Dipdiri Meyyit: Kendini Yeniden İnşa Et
“Ey dipdiri meyyit” ifadesi, sadece yaşayan değil; hayatın içinde olup da aslında kendi iradesini, yönünü ve farkındalığını kaybetmiş insanı anlatır. Nefes alır, yürür, konuşur… ama kendi hayatının direksiyonunda değildir. Dışarıdan bakıldığında canlıdır; içeriden bakıldığında ise sorgulamayı, seçmeyi ve hissetmeyi bırakmış bir varlık hâline gelmiştir. Asıl soru şudur: İnsan yaşadığını mı sanıyor, yoksa gerçekten yaşıyor mu?
Düşünen Bireyler Neden İstenmez?
Düşünen insan soru sorar, soru soran insan kontrol edilemez. Bu yüzden tarih boyunca en çok “itaat eden” değil, düşünmeyen” insan makbul görülmüştür. Bağımlılık ise tam da düşünmenin sustuğu yerde başlar; boşlukta, sorgusuzlukta ve kabullenişte kök salar.
Kalabalığın İçinde Kaybolan İnsan
Şehir kalabalık, yaz sıcak… insanlar yan yana ama birbirine dokunmadan geçiyor. Bir genç ekranın içinde kaybolmuş ; kalabalığın içinde görünmez olmak ister gibi. Hep “ne tüketiliyor”u konuşuyoruz, ama asıl soru içeride kalıyor: İnsan neden kendinden uzaklaşıyor ? Belki de bağımlılık, bir tercih değil; içteki doldurulamayan boşluğun sessizliğe bürünmüş hali.
Ekranın Arkasındaki Kumarhane
Sanal kumar, parçalı bakış yüzünden herkesin farklı tanımladığı ama kimsenin bütünüyle görmediği bir bağımlılık krizine dönüşmüştür. Yetkili ama etkisiz yapılar ve liyakatsiz yönetimler sürdükçe, sorun çözülmez; sadece görünmez biçimde büyümeye devam eder.
Sigarayı Bıraktırmak mı, Bağımlılığı Çözmek mi?
Karmaşık sorunlara parçacı çözümler neden işe yaramaz.
Bağımlılıkla Mücadelede Eksik Kalan Parça
Maddeyi bıraktırmak tedavinin başlangıcıdır; bağımlılığı çözmek ise bireyi, aileyi ve toplumu birlikte güçlendiren uzun vadeli bir dönüşüm sürecidir. Kalıcı başarı, sorunun görünen yüzüne değil kök nedenlerine odaklanmakla mümkündür.
Baba KOKUSU
Çocuklarınız Sizi Nasıl Hatırlayacak? Bugün bazı çocuklar sigara kokusunu baba kokusu zannediyor. Bir çocuk babasına sarıldığında teninde, saçında, kıyafetlerinde hissedeceği kokuyu; yanık tütün, ve küle dönmüş yaprak kokusuyla özdeşleştiriyor. Ve bunu normal buluyor. Çünkü başka bir şey bilmiyor.
Kaydırdıkça Kaybolan BİR NESLİN HİKÂYESİ
Bir baba, “Oğlum üç yıldır odasından çıkmıyor” dediğinde aslında sadece bir aileyi değil, sessizce büyüyen bir toplumsal yarayı anlatıyordu. Bu yazı, “şimdicilik” diyerek ertelenen hayatların, görmezden gelinen işaretlerin ve küçük sanılan ihmallerin nasıl büyük bağımlılıklara dönüştüğünü sorguluyor. Ve en kritik soruyu hepimizin vicdanına bırakıyor: Biz gerçekten bağımlılıkla mı mücadele ediyoruz, yoksa onu besleyen bir yaşam düzenine mi alışıyoruz?
ŞİMDİCİLİK
Şimdicilik diye ertelenen sorunlar, zamanla kader haline gelir. Bağımlılıkla mücadelede, aile içi iletişimde ve gençlerimizin geleceğinde en doğru zaman; yarın değil, bugündür.
TEK Tipleşen Dünyada İNSAN Kalabilmek
Teknoloji ve yapay zekâ hızla gelişirken; insanın düşünme, hissetme ve anlam kurma yeteneği giderek zayıflıyor. Sosyal medya, bağımlılıklar ve dijital yaşam biçimi bireyi yüzeyselleştirirken, asıl soru değişmiyor: İnsan kalmak mümkün mü?
KAYIP İLANI VERDİĞİMİZ SADECE İNSANLAR DEĞİL
“Bazı çocuklar sokakta değil, evin içinde kayboluyor…”
İçindeki Kâinatın Farkında mısın?
"Yedi iklim dört köşeyi dolandım, Meğer dünya her tarafta bir imiş." Dadaloğlu
Ne Mutlu Sistem için "Üretim Hatası" Olanlara!
Bir İZ Bırakmaya Var mısınız?
https://www.ulkepostasi.com/yazarlar/omer-karatas/hayretler-icindeyiz-40433