Biz Kimiz?
Toplum sağlığını korumak, farkındalık yaratmak ve bağımlılıklarla mücadele etmek için tutkuyla çalışıyoruz.
Ne Yapıyoruz
Kocaeli ve çevresinde, bağımlılıkla mücadelenin her aşamasında aktif rol alıyor; toplumsal iyileşme için şu alanlarda faaliyet gösteriyoruz:
Farkındalık Seminerleri: Bağımlılık türleri ve korunma yolları hakkında toplumun her kesimine ulaşan bilgilendirme toplantıları düzenliyoruz.
Eğitim Programları: Okullarda gerçekleştirdiğimiz çalışmalarla, çocuklarımızı ve gençlerimizi risklere karşı bilinçlendiriyor, güvenli bir gelecek hazırlıyoruz.
Danışmanlık Hizmetleri: Bağımlılıkla mücadele eden bireylere ve yakınlarına uzman desteği sunarak yol haritası belirliyoruz.
Rehabilitasyon Desteği: İyileşme yolculuğundaki bireylerin rehabilitasyon süreçlerini yakından takip ediyor ve destek sağlıyoruz.
Aile Grup Terapileri: Bu zorlu süreçte ailelerin yalnız olmadığını hissettiriyor, grup terapileri ile birbirlerinden güç almalarını sağlıyoruz.
Misyonumuz
Kocaeli genelinde bağımlılıkla mücadele eden bireylere ve ailelerine, bilimsel ve insani temelli destek sistemleri sunmak; toplumsal farkındalığı artırarak bağımlılığın oluşmadan önlenmesini sağlamak ve sunduğumuz eğitim ve danışmanlık hizmetleriyle daha sağlıklı, bilinçli ve bağımlılıktan arınmış bir toplum inşasına öncülük etmektir.
Vizyonumuz
Kocaeli’yi, her bir ferdinin bağımlılık riskinden uzak, sağlıklı, üretken ve güvenle yaşadığı örnek bir şehir haline dönüştürmek; bağımlılıkla mücadelede geliştirdiğimiz projeler ve ortaya koyduğumuz modelle Türkiye çapında referans alınan öncü bir sivil toplum kuruluşu olmaktır.
Biz Kimiz
17 Ağustos 2017’de Kocaeli’de bir umut ışığı yakmak için yola çıktık. Kocaeli Bağımlılıkla Mücadele Derneği olarak, bağımlılığın karanlığında yolunu arayan bireylere rehber, ailelerine ise omuz oluyoruz. Uzman kadromuz ve kocaman bir gönüllü ordusuyla, sadece bağımlılıkla değil; bilgisizlikle ve ön yargılarla da mücadele ediyoruz. Şehrimizde daha sağlıklı, bilinçli ve bağımlılıktan uzak bir gelecek inşa etmek için kararlılıkla çalışıyoruz. Çünkü biliyoruz ki; el ele verirsek, bağımlılığı değil, hayatı kazanırız.
Bağımlılıkla mücadelede bizimle yol arkadaşı olmaya hazır mısınız?
Yıllar önce Körfez'de bir caminin avlusunda oturuyordum.
Yanımda, ellerini kavuşturmuş, yere bakmaktan boynu tutulmuş bir baba vardı.
"Hocam" dedi, sesi kırılarak, "ben her şeyi anlattım, her yerde anlattım.
Kimse duymadı. Artık ne konuşacağımı bilmiyorum."
O baba, oğlunu kaybetmemişti henüz. Ama sesini kaybetmişti.
Ve bu ülkede, bağımlılıkla boğuşan aileler için en büyük trajedi tam da budur:
Doğru şeyi söylemek, ama duyulamamak.
Sonradan öğrendim ki dünyanın en prestijli üniversitelerinden MIT'de bir profesör, tam kırk yıl boyunca
her Ocak ayında aynı dersi vermiş.
Patrick Winston adında bu adam, her seferinde salonu tıklım tıklım doldurmuş; koridorlara taşmış
dinleyicilere tek bir soruyu sormuş: "Nasıl konuşulur?"
İlk duyduğumda içimden bir ses şöyle dedi: Bu soru, Gebze'deki o annenin, İzmit'teki o babanın,
Darıca'daki o gencin sorusudur da aynı zamanda.
Winston'ın açılış cümlesi adeta bir manifestoydu:
"Hayattaki başarınız büyük ölçüde konuşma yeteneğiniz, yazma yeteneğiniz ve fikirlerinizin kalitesiyle
belirlenecektir. Tam olarak bu sırayla."
Türkiye'de bağımlılıkla mücadele eden kurumlar olarak bu cümleyi yıllardır uygulamaya çalışıyoruz;
isim vermeden, terim kullanmadan.
Bir çocuğa "madde bağımlılığı nöroplastisiteyi şöyle etkiler" demek yerine,
mahallenin çocuğunun hikâyesini anlatırsınız.
Bir aileye istatistik sunmak yerine, kapı komşunun nasıl ayağa kalktığını aktarırsınız.
Çünkü bu topraklarda insanlar veriye değil, anlatıya inanır.
Nitekim atasözlerimizin tamamı hikâyedir; rakam değil.
"Damlaya damlaya göl olur" denir, "yüzde sekiz artış gözlemlenir" denmez.
Winston beş unsurdan söz eder: Sembol, slogan, sürpriz, önem, hikâye.
Bunların en az üçü bir arada olursa, bir fikir akılda kalır.
Ben bu listeye bir altıncı unsur ekliyorum, Kocaeli'nden öğrendiğim bir şey: Samimilik.
Bizim coğrafyamızda insan, karşısındakinin gözlerine bakarak anlıyor.
Bu adam gerçekten biliyor mu?
Bu kadın gerçekten yaşadı mı?"
Diploma duvarlardan değil, alından okunur burada.
Bu yüzden derneğimizde, en değerli konuşmacılar eski bağımlılardır.
Üniversite kürsüsünden değil, hayatın içinden konuşanlar.
Bir genç, üç yıl önceki halini anlattığında salon sessizleşir. Anası ağlar.
O gencin yanındaki arkadaşı ona bakar ve belki o gün, içinde o soruyu sorar:
"Ben de çıkabilir miyim?"
İşte o soru, her broşürden, her kampanyadan daha güçlüdür.
Winston'ın bir tavsiyesi daha var: Özetle değil, katkıyla bitir.
Az önce söylediklerini tekrar etme; insanlara,
geldiklerinde sahip olmadıkları ama artık yanlarında taşıyabilecekleri bir şey bırak.
Ben de bu yazıyı öyle bitirmek istiyorum.
Bu satırları okuduğunuzda belki bir ailenin içindesinizdir.
Belki kendi çocuğunuzdan umudunuzu kesmeye başlamışsınızdır.
Belki bir arkadaşınızı izliyorsunuzdur, ne yapacağınızı bilemeden.
Belki de bu yolda çalışan birisinizdir ve yorulmuşsunuzdur.
Size şunu bırakmak istiyorum: Bu mücadelede yalnız değilsiniz.
Kocaeli'nin her ilçesinde, her mahallesinde bu yolu yürüyen insanlar var.
Ve biz, bu dernek olarak, yıllardır tek bir şeyin peşindeyiz:
Sizin sesinizin duyulması. Bir babanın, bir annenin, bir gencin sesi.
Patrick Winston 2019'da aramızdan ayrıldı. Ama o sorusu yaşıyor:
"Nasıl konuşulur?"
Bizim cevabımız şu: Yürekten. Gerçekten. Birlikte.
Bağımlılıkla mücadelede bizimle yol arkadaşı olmaya hazır mısınız?