K
Kocaeli BM Bağımlılıkla Mücadele Derneği
Menü
Bağımlı Mıyım?
Tüm Köşe Yazılarına Dön
Ömer KARATAŞ 04 Haziran 2026

Baba KOKUSU

Baba KOKUSU

Çocuklarınız Sizi Nasıl Hatırlayacak? Bugün bazı çocuklar sigara kokusunu baba kokusu zannediyor. Bir çocuk babasına sarıldığında teninde, saçında, kıyafetlerinde hissedeceği kokuyu; yanık tütün, ve küle dönmüş yaprak kokusuyla özdeşleştiriyor. Ve bunu normal buluyor. Çünkü başka bir şey bilmiyor.

Geçtiğimiz günlerde 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü'nü geride bıraktık.

Televizyonlarda uzmanlar konuştu, istatistikler paylaşıldı, uyarılar yapıldı.

Ancak bütün rakamların ötesinde cevaplamamız gereken çok daha önemli bir soru var:

Çocuklarımız bizi nasıl hatırlayacak?

Bir çocuğa gözlerini kapatıp babasını tarif etmesini isteyin.

Kimi güven der.

Kimi sıcaklık.

Kimi omzuna aldığı günleri anlatır.

Ama bazı çocuklar için babalarını hatırlatan ilk şey ne yazık ki; sigara kokusudur.

Düşünmesi bile insanın içini burkuyor.

Bir çocuk, babasına sarıldığında tenine sinmiş tütün kokusunu, gömleğine işlemiş dumanı ve saçlarına

yerleşmiş kül kokusunu “baba kokusu” olarak hafızasına kaydediyor.

Çünkü başka bir kokuyu tanımıyor.

Oysa hiçbir baba çocuğunun hafızasında sigara dumanıyla yer almak istemez.

Hiçbir anne evladının sağlığını riske atmayı arzu etmez.

Ama bağımlılık tam da böyle bir şeydir.

İnsana zarar verdiğini bildiği bir alışkanlığı yıllarca sürdürtebilir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün bu yılki teması “Tütün Endüstrisinin Maskesini Düşürmek” oldu.

Çünkü tütün bağımlılığı yalnızca bireysel bir tercih değildir; yıllardır pazarlanan, normalleştirilen ve

milyonlarca insanı etkisi altına alan küresel bir halk sağlığı sorunudur.

Türkiye, sigarayla mücadelede yıllarca örnek gösterilen ülkelerden biri oldu.

Kapalı alan yasakları getirildi.

Paket uyarıları artırıldı.

Vergiler yükseltildi.

Toplumda ciddi bir farkındalık oluştu.

Ancak son veriler bize farklı bir tablo gösteriyor.

2024 yılında Türkiye’de tüketilen sigara sayısı 150 milyar 400 milyon adedi aştı.

Bu rakam Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesidir.

Dünya genelinde sigara tüketimi azalırken Türkiye’de artış yaşanıyor.

Bugün ülkemizde yaklaşık 19 milyon kişi sigara kullanıyor.

Her üç yetişkinden biri sigara bağımlısı.

Daha da kaygı verici olan ise gençler arasındaki kullanım oranlarının yükselmesi.

13-15 yaş grubunda tütün kullanımı bazı bölgelerde yüzde 30 seviyelerine ulaşmış durumda.

Peki çocuklar neden sigaraya başlıyor?

Çoğu zaman cevabı çok basit:

Evde görüyorlar.

Çocuklar söylenenlerden çok gördüklerini öğrenir.

Bir baba sigara içiyorsa, bir anne sigara içiyorsa, çocuk için sigara sıradan bir davranış haline gelir.

Bu nedenle sigarayla mücadele yalnızca sağlık politikası değil, aynı zamanda bir rol model meselesidir.

Dumanın Görünmeyen Mağdurları

Sigara içmeyen ama sigara dumanına maruz kalan milyonlarca insan var.

Bunların önemli bir kısmını çocuklar oluşturuyor.

Araştırmalar her dört çocuktan üçünün ev ortamında sigara dumanına maruz kaldığını ortaya koyuyor.

Bir çocuğun sigara içme konusunda hiçbir tercihi yoktur.

Ama sigara içilen bir evde yaşayıp yaşamayacağına da kendisi karar veremez.

İşte bu yüzden pasif içicilik yalnızca bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda bir sorumluluk meselesidir.

Bilimsel çalışmalar, sigara dumanına maruz kalan çocuklarda solunum yolu hastalıklarının, kalp-damar

problemlerinin ve gelişim bozukluklarının daha sık görüldüğünü gösteriyor.

Kısacası bizim birkaç dakikalık alışkanlığımız onların yıllarını etkileyebiliyor.

Kocaeli üretimin, sanayinin ve emeğin kentidir.

Binlerce insan gününün büyük bölümünü fabrikalarda, atölyelerde ve işyerlerinde geçiriyor.

Bu nedenle dumansız işyeri uygulamaları bizim için yalnızca bir mevzuat konusu değildir.

Bu bir halk sağlığı meselesidir.

Sağlık Bakanlığı tütün ve tütün ürünleri ile mücadele konusunda önemli çalışmalar yürütüyor.

Bunlar kıymetli adımlar.

Ama yeterli değil.

KBMDER olarak çağrımız nettir:

Sigara bırakma hizmetleri tüm illerde ve ilçelerde daha erişilebilir,ulaşılabilir hale getirilmelidir.

Özellikle sanayi bölgelerinde çalışanlara yönelik farkındalık eğitimleri artırılmalıdır.

Okul çevreleri, parklar ve kamusal alanlarda denetimler etkin biçimde sürdürülmelidir.

“Dumansız İşyeri” uygulamaları teşvik edilmeli ve örnek işletmeler görünür hale getirilmelidir.

Çünkü bu mücadele yalnızca sağlık çalışanlarının değil, toplumun tamamının mücadelesidir.

Artık laftan öte eyleme,harekete geçme zamanıdır.

Türkiye’de sigarayı bırakmak isteyen insanların sayısı artıyor.

Sigara bırakma polikliniklerine yapılan başvurular bunun en açık göstergesi.

İnsanlar bırakmak istiyor.

Asıl mesele onlara ulaşmak ve destek verebilmek.

Ama açık konuşalım:

Denetimler yetersiz kaldığı sürece,

Çocukların yanında sigara içmek normal görülmeye devam ettiği sürece,

Dumansız yaşam kültürü toplumda güçlenmediği sürece,

Hazırlanan hiçbir eylem planı tek başına yeterli olmayacaktır.

Bu mesele bir vicdan meselesidir.

Çocuklarınız Sizi Nasıl Hatırlayacak?

Yazının başındaki soruya yeniden dönelim.

Yıllar sonra çocuğunuz sizi hatırladığında aklına ne gelecek?

Bir sigara dumanı mı?

Yoksa güven veren bir sarılış mı?

Belki de sigarayı bırakmak için en güçlü neden tam burada saklıdır.

Kendiniz için başaramadığınızı evladınız için başarabilirsiniz.

Çünkü çocuklar anne ve babalarının söylediklerini zamanla unutabilir.

Ama onlarda bıraktıkları izi asla unutmazlar.

Ve inanıyorum ki hiçbir baba, hiçbir anne çocuğunun hafızasında sigara kokusuyla yer almak istemez.

Bugün bir karar verin.

Daha uzun yaşamak için...

Daha sağlıklı olmak için...

Ama en önemlisi, çocuğunuzun hafızasında güzel bir iz bırakmak için...

Çünkü dünyanın en güzel kokusu, bir evladın sarıldığı anda hissettiği anne ve baba kokusudur.

Sigara değil.

Sevgi kokmalıdır.

Yazar

  • Yazan
    Ömer KARATAŞ
  • Yayın Tarihi
    04 Haziran 2026