K
Kocaeli BM Bağımlılıkla Mücadele Derneği
Menü
Bağımlı Mıyım?
Tüm Köşe Yazılarına Dön
Ömer KARATAŞ 07 Haziran 2026

Kalabalığın İçinde Kaybolan İnsan

Kalabalığın İçinde Kaybolan İnsan

Şehir kalabalık, yaz sıcak… insanlar yan yana ama birbirine dokunmadan geçiyor. Bir genç ekranın içinde kaybolmuş ; kalabalığın içinde görünmez olmak ister gibi. Hep “ne tüketiliyor”u konuşuyoruz, ama asıl soru içeride kalıyor: İnsan neden kendinden uzaklaşıyor ? Belki de bağımlılık, bir tercih değil; içteki doldurulamayan boşluğun sessizliğe bürünmüş hali.

Geçen gün şehrin en kalabalık caddelerinden birindeydim.

Hava sadece sıcak değildi.

Bastırıyordu.

İnsanı dışarıdan içeri doğru iten bir ağırlık vardı sokakta.

Asfalt, güneşi içine çekmiş; sonra onu geri kusuyordu sanki.

Kalabalık vardı ama canlılık yoktu.

Herkes yürüyordu ama kimse gerçekten “burada” değildi.


Bir gence gözüm takıldı.

Gölgeli bir duvar dibine çekilmişti.

Sanki şehirle arasına görünmez bir mesafe koymuştu.

Başını öne eğmişti.

Bir teslimiyet gibi.

Bir yorgunluk gibi.

Bir vazgeçiş gibi.


Elindeki telefona kilitlenmişti.

O küçük ekranın soğuk ışığı yüzüne vuruyordu.

Yaz güneşinin hararetiyle ekranın mavi soğuğu çarpışıyordu.

Dışarıda güneş yakıyordu.

İçeride ekran donduruyordu.

Ve o genç, ikisinin arasında sıkışmış bir gölge gibi duruyordu.


Yanından insanlar geçiyordu.

Dondurma kuyruğuna girenler.

Gölge arayanlar.

Acele edenler.

Tatil telaşında olanlar.

Ama o ne kimseyi görüyordu ne de görülüyordu.

Sanki kalabalığın ortasında görünmezliğe razı olmuştu.


Aynı caddenin içinde…

Aynı güneşin altında…

Aynı şehrin ortasında…

Ama bambaşka bir âlemdeydi.


Ve o an içimden şu soru yükseldi:

Bu kadar güneşin altında, bu kadar kalabalığın ortasında, insan nasıl bu kadar kendine kapatılır?

Yoksa mesele artık “dışarıda olmak” değil de… içeride kaybolmak mı?


İşte bütün bu görüntü, bana çok daha büyük bir soruyu düşündürdü.

Sokaklarda, ekranlarda, kalabalıklarda hep aynı şeyi konuşuyoruz.

Ne tüketiliyor?

Ne izleniyor?

Neye bağımlı olunuyor?

Ama belki de asıl sormamız gereken soru hiç değişmedi:

İnsan neden kendinden uzaklaşıyor?

Çünkü mesele artık sadece alışkanlıklar değil.

Mesele, insanın kendi içinden çekilmesi.

Kendi sesini duyamaması.

Kendi varlığına yabancılaşması.


Ve belki de tam burada başlıyor asıl hikâye:

Görünürlük arttıkça kaybolan insan.

Kalabalık büyüdükçe yalnızlaşan kalp.

Ve ışık çoğaldıkça içi kararan bir hayat.


Şimdi asıl meseleye dönme vakti:

Bağımlılık dediğimiz şey gerçekten neye bağlılık?

Yoksa insanın kendini taşıyamadığı yerde bulduğu bir sığınak mı?

Yazar

  • Yazan
    Ömer KARATAŞ
  • Yayın Tarihi
    07 Haziran 2026